İlk çağ filozoflarından Aristo, orta çağın meşhur ilahiyatçısı Thomas Aquinas, Rönesans ve Aydınlanmanın meşhur filozofları Descartes ve Leibniz, Ramus ve Bruno gibi isimlerin de hafıza sanatını öğrendiği ve icra ettiği bilinmektedir. Sözlü aktarım geleneği özellikle doğu toplumları için son derece anlamlı olmakla birlikte Peygamber efendimiz zamanında başlayan hafızlık geleneği, sözlü aktarımı ve bu çerçevede hafıza eğitimini Müslüman toplumlar için çok daha önemli bir konuma getirmiştir. Hafızlık eğitimi, hafıza eğitimi ile en değerli bilgilerin insan zihninde muhafaza altına alınması ve sonraki nesillere aktarılmasının en dikkat çekici örneği olarak 14 asırdır canlılığını korumaktadır. Bu açıdan bakıldığında İslam dünyasında hafızlık geleneğinin, kendisine yüklenen büyük anlam ve itibar çerçevesi içinde bin 400 yıldır kesintisiz olarak devam ediyor olması hem dinimizin ana kaynağına herhangi bir tahrifat olmaksızın erişebiliyor olmanın avantajını bizlere yaşatmakta hem de Müslümanların bilimsel düşünce yeteneklerine atıf yapmaktadır" ifadelerini kullandı.
"CANLILIĞINI YİTİRMEDEN DEVAM ETMİŞTİR"
Doç. Dr. Fatmanur Altun, sözlerini şöyle sonlandırdı: "Müslümanlar 8 asır boyunca Kur'an-ı Kerim'i kendilerine rehber yaparak ve ondan öğrendikleri ayetler ışığında ilmin ve bilimsel düşüncenin en önemli taşıyıcıları olduktan sonra batının yükselişiyle birlikte maalesef bu üstünlüklerini yitirmişlerdir. Buna rağmen hafızlık geleneği canlılığını hiç yitirmeden devam edebilmiş, özellikle son 200 yıllık ağır saldırılar karşısında hayatiyetini koruyan en önemli düşünsel ilmi miraslarımızdan biri olarak yaşamaya devam etmiştir. Bugün geldiğimiz noktada modernitenin meydan okumalarına ek olarak başta dijital çağda çok farklı sorunlarla ve meydan okumalarla hem bizleri hem de nesillerimizi karşı karşıya bırakmaktadır. Bu çerçevede pek çok başka meselemizle birlikte hafızlık eğitiminin geleceği konusunda da yeni bir düşünsel ve pratik çabanın önünün açılmasının gerekli olduğu görülmektedir." ifadelerini kullandı.
"HAFIZLARIMIZIN EMRİNDEYİZ"
İstanbul Valisi Davut Gül ise hafızlık belgesini almaya hak kazananları eşleri veya bir yakınlarıyla birlikte Umre'ye göndereceklerini vurguladı. "Hafızlık geleneği peygamber efendimizin Müslümanlara emanetidir. Dolayısıyla da hafızlarımızın ve hafızlarımıza destek olan herkesin emrindeyiz. Çok önemli bir iş yapıyorsunuz. İster geleneksel yöntemle olsun, isterse bugün ki hafızlarımızın yaptığı gibi yenilikçi yöntemlerle olsun kutsal kitabımızın her bir harfini öğreten, öğrenen çok kıymetli, çok güzel işler yapıyor. Allah hepsinden razı olsun. Ben özellikle hafızlarımızın ailelerini tebrik ediyorum. 75 gün boyunca onlara destek veren, çocuklarına, eşlerine, yakınlarına ve onları misafir eden TÜRGEV'in yönetimine, destek verenlere, bize bu ortamı sağlayan Sayın cumhurbaşkanımıza ve hiç şüphesiz hocalarımıza, her bir harfi öğreten hocalarımıza teşekkür ediyoruz" açıklamasını yaptı.
Hafızlık eğitimini başarıyla tamamlayan öğrenciler, belgelerini TÜRGEV Yönetim Kurulu Üyesi Esra Albayrak'tan aldı.