CHP ve Yeni Parti'nin taşeron iftira siyasetine sert tepki! Berat Albayrak'a saldırıda patron kim?

Fon piyasalarındaki usulsüzlük soruşturması üzerinden eski Hazine ve Maliye Bakanı Berat Albayrak'a yöneltilen iddialara Sabah yazarları Hilal Kaplan ve Dilek Güngör'den sert tepki geldi. CHP'li Faik Öztrak ve Yeni Partili Ümit Özlale'nin iftiralarının gerçeği yansıtmadığını belirten yazarlar, soruşturmaya konu işlemlerin 2024-2026 dönemine ait olduğunu, Albayrak'ın ise 2020 yılında görevinden ayrıldığını vurguladı. Kaplan, 17-25 Aralık sürecine benzer bir girişim olduğunu savunarak "Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın yiğit atları alçak itlerden yine milletinin desteğiyle ayıklayacağına inancım tamdır" dedi. Güngör ise iddiaların arkasındaki isimlerin araştırılması gerektiğini belirterek "Bunlar taşeron, asıl patron kim?" sorusunu yöneltti.

Giriş Tarihi: Güncelleme Tarihi:
Takvim'i Google'a ekleyin, doğru kaynaktan haberi alın!
CHP ve Yeni Parti'nin taşeron iftira siyasetine sert tepki! Berat Albayrak'a saldırıda patron kim?

Fon piyasalarındaki usulsüzlük iddialarına ilişkin yürütülen soruşturma sürerken, eski Hazine ve Maliye Bakanı Berat Albayrak'ın adının tartışmalara dahil edilmesi büyük tepki çekti.

CHP TBMM Grup Başkanı Faik Öztrak ve Yeni Parti İzmir Milletvekili Ümit Özlale'nin iftiralarına Sabah Gazetesi yazarları Hilal Kaplan ve Dilek Güngör, 23 Ekim tarihli yazılarında tepki gösterdi. Soruşturmaya konu işlemlerin 2024-2026 yılları arasında gerçekleştiğini, Albayrak'ın ise 2020 yılında görevinden ayrıldığını hatırlatan yazarlar, ortaya atılan iddiaları bir itibar suikastı girişimi olarak değerlendirdi.



"KİMİN KİME YAKIN OLDUĞUNU KALEMİN UCUNDAN OKUMAK GEREKİYOR"

Hilal Kaplan, fon krizinde denetim sorumluluğu bulunan kurumların ve yetkililerin sorgulanması gerektiğini vurgulayarak tartışmaların Berat Albayrak'a yöneltilmesinin kasıtlı bir kumpasın parçası olduğunu belirtti. FETÖ'nün 17-25 Aralık yargı darbesine benzer süreçlerin yaşandığına dikkat çeken Kaplan, "Kimse makamına dayanıp kendini güvende sanmasın; Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın yiğit atları alçak itlerden yine milletinin desteğiyle ayıklayacağına inancım tamdır. Bu da nokta." ifadelerini kullandı.

"BU İFTİRALARLA LEKELEYEMEZSİNİZ"

Dilek Güngör ise Albayrak'a yönelik iddiaların arkasındaki isimlerin sorgulanması gerektiğini belirterek şu ifadelerle tepki gösterdi:

"Bunlar taşeron, asıl patron kim? Birileri kendi isimleri ortaya çıkmasın diye mi konuyu sulandırmaya çalışıyor? Firari FETÖ'cülerle hâlâ işbirliği halinde olup, kumpas planlarına alakasız isimleri dahil etmek isteyenler mi var?"

Güngör, fon soruşturmasının siyasi tartışmalarla gölgelenmemesi gerektiğini vurgulayarak gerçek sorumluların tespit edilmesi, haksız kazançların geri alınması ve mağdurların zararlarının karşılanması çağrısında bulundu.

Berat Albayrak CHP ve Yeni Partililerin fon iftiralarına karşı suç duyurusunda bulundu. (Foto: AA)Berat Albayrak CHP ve Yeni Partililerin fon iftiralarına karşı suç duyurusunda bulundu. (Foto: AA)

Hilal Kaplan'ın 23 Ekim tarihli yazısı:

Fon soygunculuğunun bana öğrettiği üç ders oldu.
İlki, borsa hakkında hiçbir şey bilmediğimdi! Ters repo, brüt takas, saklamacı, değerleme... Haftalardır bu kelimelerin arasında dolaşırken fark ettim ki milyonlarca yurttaş gibi ben de sistemin aşağı yukarı dürüst işlediğine dair bir inanca sahipmişim. Meğer o inanç da bir tür "fon"muş ve içi fena halde boşaltılmış. Toparlamak elbette hükümetin acil vazifelerindendir. Bu bir.
İkincisi, bu ülkenin kaynakları aslında hepimize fazlasıyla yetermiş. Sorunumuz, bir avuç kitlesel soyguncunun doymak bilmez iştahıymış. Maalesef o iştahı yalnızca biz değil, devlet de hafife almış. Hazine ve Maliye Bakanlığından SPK'ya, BDDK'dan MKK'ya kadar ekonominin ucundan bucağından her kurumun yetki alanına değen bir krizden söz ediyoruz. Kimin neyi, ne zaman gördüğü ve neden durdurmadığı sorusu, bu kurumların her birinin kapısında bekliyor. Makam belli, imza belli, tarih belli. Ucuna da bucağına da dokunulmasını talep ediyoruz. Bu iki.
Ne var ki bir kısım muhalefet bu kapıların hiçbirini çalmıyor. Sözü ısrarla, altı yıl önce görevden affını isteyerek ayrılan Berat Albayrak'a getiriyor. Soruşturmaya konu işlemler 2024-2026 dönemine ait. Albayrak'ın bu dönemde ne atama, ne denetleme ne de hesap sorma yetkisi vardı. Ama muhalefet ve suflörü FETÖ, bizden onu konuşmamızı talep ediyor.
Senaryo tanıdık; aynı 17-25 Aralık yargı darbesinde olduğu gibi kurumlardaki çürüme değil; Cumhurbaşkanı Erdoğan ve ailesi hedefe konuyor. Hakikate ulaşmak hepimizin ortak çabası olmalıyken, söz bir yerden mutlaka Cumhurbaşkanı'nın ailesine uzatılıyor.
Oysa o Cumhurbaşkanı, önceki gün sivil toplumdan yükselen sert eleştirilere öfkeyle değil, teşekkürle karşılık verdi. Üstelik mezkûr seslerden biri, krizi bir kaza olarak değil denetimsizliğin, göz yummanın ve kayırmacılığın sonucu olarak tanımlıyordu. Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın cevabı şuydu: "Ne mutlu bize ki yanlışa 'yanlış', doğruya 'doğru' diyen bir seçmenimiz var."
Bu cümleyi, tabandan yükselen eleştiriyi şeytanlaştırmak için mesai harcayan "hükümete yakın" bazı kalemlerin de okuduğunu umuyorum. Lider, eleştiriyi başının üstünde taşırken onlar eleştireni hizaya sokmakla meşguldü. Aynı mahallenin kimi kalemleri ise fon meselesinde sözün ucunu, alakasız biçimde, muhalefet ve suflörü firari FETÖ'cülerle aynı isme getirmekte beis görmedi.
Demek ki tabiri caizse "kraldan çok kralcılık" ile "kralın ailesini hedef göstermek" aynı kalemden çıkabiliyormuş. Kimin kime yakın olduğunu artık beyanlardan değil, kalemin ucunun nereyi gösterdiğinden okumak gerekiyordur belki.
Çıkardığım üçüncü ders de tam bu noktada geliyor. Albayrak, görevden affını isterken "at izinin it izine karıştığı, hak ve batılı ayırt etmenin zorlaştığı" çetin bir zamandan söz etmişti. O gün bu cümleyi bir veda süsü sananlar çoktu. Bugünse herkes daha berrak görüyordur herhâlde. Zira izler karışınca iti kovalamak zahmetli, atın peşine düşmek ise hem kolay hem kârlı(!) oluyor. Çünkü it, izini karıştırmayı bilir; at ise ardında bıraktığı izi saklamaz. Altı yıl önce sahneden çekilmiş birinin adının, bugün sahnede olanların adlarından daha sık anılması bundandır. Bu üç.
Velhasıl at izi belki de artan biçimde it izine karıştığı için bugün buradayız. Ancak kimse makamına dayanıp kendini güvende sanmasın; Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın yiğit atları alçak itlerden yine milletinin desteğiyle ayıklayacağına inancım tamdır. Bu da nokta.

Dilek Güngör'ün 23 Ekim tarihli yazısı:

Önce firari FETÖ'cüler... Ardından Aile ve Sosyal Politikalar Bakanı Mahinur Özdemir Göktaş'a iftira atan herkesin gözü önünde yalancılıkla suçlanan Yeni Partili Ümit Özlale... Daha sonra CHP'nin çamur siyasetinin sözcüsü, 2000-2001 krizinde batan bankaları göremeyen, IMF ile pazarlık masalarında yakalanan Faik Öztrak... Son olarak da kumpasa odunu taşıyan siyasetin magazincisi Abdulkadir Selvi...
Belli ki, ortak bir akıl bu isimlere hedefi vermiş!
6 yıl önce aktif siyaseti bırakmasına rağmen her fırsatta yalanlarıyla geçmişteki başarılarını gölgelemeye çalışıp, haysiyet cellatlığı yaptıkları Hazine ve Maliye eski Bakanı Berat Albayrak'ın ismini mesnetsiz iftiralarla, safsata bilgilerle, sosyal medyadaki aparatlarıyla lekelemeye çalışıyorlar.
Kimler, neden bunu yapıyor?
Bu sorunun yanıtını er geç anlarız.
Ama ben önceki gün Berat Albayrak'ın avukatı İsa Sinan Göktaş'ın sert açıklamasındaki vurguya dikkat çekmek istiyorum. Diyor ki Göktaş, "Fon soruşturmasına konu eylemlerle Sayın Berat Albayrak arasında doğrudan veya dolaylı hiçbir ilişki bulunmamakta olup, bahsi geçen işlemler 2024- 2026 dönemine aittir. Sayın Berat Albayrak'ın 2020 yılında görevinden ayrılmasının üzerinden altı yıl geçmiş olup, bu süre zarfında Hazine ve Maliye Bakanlığı görevini üç farklı isim üstlenmiştir. Faik Öztrak, Ümit Özlale gibileri taşeron olarak kullananlarla Abdulkadir Selvi'ye bugünkü yazısını yazdıranlar aynı kişilerdir." Sonra da bu iddialarla yargıda hesaplaşacaklarını söylüyor.
Hakikaten sormak gerekiyor.
Bunlar taşeron, asıl patron kim? Birileri kendi isimleri ortaya çıkmasın diye mi konuyu sulandırmaya çalışıyor? Firari FETÖ'cülerle hâlâ işbirliği halinde olup, kumpas planlarına alakasız isimleri dahil etmek isteyenler mi var? Fon krizinden aylar önce manipülasyonların farkına varmalarına rağmen kendi beceriksizliklerinin üzerini örtmek için taşeronlarını devreye sokup, alakasız isimleri tartıştırarak, konuyu nereye çekmeye çalışıyorlar? Albayrak üzerinden zorlama senaryolarla tartışma başlatmak soruşturmanın uzanacağı isimleri gölgelemek için mi? Yoksa dert, faturayı suçsuz isimlere çıkartmaya çalışıp asıl failleri gizlemek mi?

Berat Albayrak (Foto: AA)Berat Albayrak (Foto: AA)


Kimse kusura bakmasın da...
6 yıl önce siyaseti bırakan, kendini vakıf işlerine veren, o günden sonra da hiçbir siyasi organizasyona dahi katılmayan, bakanlıkları döneminde bu memlekete sayısız fayda sağlayan Berat Albayrak'ı bu iftiralarla, safsatalarla, ayak oyunlarıyla lekeleyemezsiniz. Hele hele fon dosyasına adını iliştirip itibar suikastı yapmaya kalkarsanız toplum önünde rezil duruma düşersiniz.
Haa, yoksa asıl tezgah Berat Albayrak ismine karşı başlatılan organize saldırının ardından Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ı kuşatmak mı?
Fon krizini bir husumet arenasına çevirmeye gerek yok.
Hedef saptırmak, lafı dolandırmak, algılarla dikkati dağıtmak kimseye fayda sağlamaz.
Toplumun beklentisi açık ve net...
Fon krizinin failleri bulunsun, ihmali bulunanlar ne görevde olursa olsun hesap versin, haksız kazanç sağlayanlardan paraları alınıp bu işe bulaşanlar cezalandırılsın, mağdurlara da bir an önce ödemeler başlasın.
O yüzden herkesin şapkayı önüne koyup düşünmesi gerekiyor!

Samet Baş
Samet Baş Takvim.com.tr Güncel

Günün Manşetleri

Tüm Manşetler