Geçen gün babaannemlerdeydik. Yoldan balıkçı geçti, canımız çekti, adamı durdurduk. Babaannem balıkçıyla muhabbete başladı. Adamın bizim köyden olduğunu öğrendik. E haliyle babaannem konuştu da konuştu. Sonunda muhabbet bitti derken babaannemin talihsiz sorusu geldi:
"Ne iş yapıyorsun evladım?" E be babaanne, e be babaanne! 5 yaşındaki oğluma "Sen de bir zamanlar benim karnımda büyüdün" dedim. Aldığım cevap:
"Biliyorum, bebekler annelerin pipisinden çıkar." Doğru desem değil, yanlış desem değil. Ah şimdi ki çocuklar ah... Bir ders çalışma itirafı da benden. Matematik çalışmayı abarttığım bir gecenin sonunda rüyamda babamın türevini almaya çalışıyordum. Çıkmadığı için de sinirden çıldırıyordum. Çok büyük bir firmada üst düzey yöneticiyim. İktisat okuduktan sonra Amerika'da master yaptım. Ayrıca İngiltere´de İşletme okudum. Üç yabancı dil biliyorum. Askerlik yoklaması sırasında subayın öğrenim durumumu sorması üzerine yukarıdakileri sıraladım; subayın yanındaki astsubaya verdiği emir: "
Yaz. Okuryazar. ´´ Allah bildiği gibi yapsın sizi! Daha ne diyeyim. Deprem itiraflarına bir tane de benden. Bütün bina çığlık çığlığa dışarı kaçarken bir siyasi partinin il başkanı olan komşumuz o sırada sokakta olan karısına camdan seslenerek
"Kahverengi kravatım nerede?" diye sordu. Kadının cevabı ise evlere şenlikti:
"Dolapta! Gelirken benim rujumu da al!". Birazdan yarılacak zaten yer, hep beraber bir magma yapar geliriz. Kızım çok meşgul olduğum bir anda beni öyle sinirlendirdi ki,
"Elimin tersindesin, akıllı dur" diye kızdım. Sağımdan soluma geçti ve
"Şimdi elinin doğrusunda oldum mu anneee?" dedi. Sinirler çözüldü tabii. Mezar ve mezarlık itiraflarını okuyunca aklıma geldi. Eşimin memleketine gitmişken mezarlığa da gidelim dedik. Kocamın aile mezarlığının yanında bir amca bir mezarı temizleyip suluyordu. Bayağı bakımlı ağaçlı, çiçekli bir kabirdi. Eşim de tanıdığım biridir belki düşüncesiyle
"Amca burada kim yatıyor?" diye sordu. Amca bize hayatımızın şokunu yaratan cevabı verdi:
"İlerde ben yatıcam inşallah." Amcam mezarını almış, bakımını yapmış, ilerde orda yatma hayallerinde anlayacağınız. Bir akşam ailecek evde oturuyoruz. Canımız sıkıldı. İsim-şehir oynamaya başladık. Artık ne kadar sıkılmışsak bizim ailenin fertlerinin hayalgücü tavan yapmış. Sonuçlar:
Ülke: Betonya, Nehir: Ofçay, Göl: canavar gölü (Van gölünü kastediyorlar). Arabamızın içinde iki hırsızın olduğunu gören kardeşim ikinci kattan atladı. Hengâmeyi fark edip aşağıya koşan annem kardeşimi yerde yatarken görür görmez bayıldı. Bu arada hırsızlar da çoktan alıp gitmişti arabayı. Haberi kahvede otururken alan babam bir hışım kahvenin camına toslamış. Abim de aceleyle yardıma koşayım derken kapının kolunu kırmış. Bilançoyu özetliyorum:
Kırık bir kol, sökülen kapı, baygın anne, kafası şiş baba ve iki gün sonra bulunan hurda bir araba.
LÜTFİ ALBAYRAK