Ordu'da cami, milliyetçilik ve Türkeş düşmanlığı

Eklenme Tarihi 28 Mayıs 2012
Birinci suç, milliyetçi görüşleri benimsemek. İkincisi, Bosna'daki soykırımı önlemeye çalışmak.
Üçüncüsü, bir doktor olarak tedavi için hastaneye yatan Alparslan Türkeş'le ilgilenmek. Dördüncü ve en önemlisi de doğalgaz dönüşümü sırasında boşa çıkan fuel-oil kazanını camiye hibe etmek.
Bu "büyük suçların" sonucu ise Türk Silahlı Kuvvetleri'nden ihraç!
Şimdi hemen "Olur mu öyle şey" demeyin.
Elimde belgesi var, oldu.
28 Şubat'çılar bunu da yaptı.
21 Haziran 1997 tarih ve "gizli" damgalı istihbarat notunun altında GATA Komutanı Prof.
Tbp. Tümgeneral Fahrettin Alparslan
'ın imzası var.
Genelkurmay İstihbarat Başkanlığı'na hitaben yazılmış. Akademide görevli Prof. Tbp. Albay Mustafa Kahramanyol hakkında elde edilen istihbarî bilgiler sıralanmış...
Önce, Albay Kahramanyol'un Sırbistan göçmeni olduğu, ilkokulu orada okuduğu ve çok iyi Sırpça konuştuğu belirtiliyor. Bu sebeple, Bosna-
Hersek
görüşmelerinde Başbakanlık Danışmanı olarak görev yaptığından söz ediliyor. Çocukluğunda ailesine ve Türklere yapılan zulüm nedeniyle, gençlik yıllarında "milliyetçiliğe yakınlık duyduğu" kaydediliyor.
Suçun biri bu!
Oysa, Kahramanyol'un suçu çok daha büyük!
Başbakanlık Başkan İşleri Baş Danışmanlığı sırasında, Boşnak katliamını önlemek için yaptığı büyük bir mücadele var. Kahramanyol, oradaki direnişe destek vermiş, İzetbegoviç'den "özel şükran belgesi" almış bir isim.
İstihbarat raporundaki bir başka suçlama, o dönemde Askeri Mevki Hastanesi Başhekimi olan Tbp. Tuğgeneral Metin Denli ile "yakın ilişkide" bulunmak. Çünkü, Denli Paşa, 1983 Yılı'nda "ülkücülük" suçlaması ile Genelkurmay Başkanlığı Kirazlıdere Tahkikat Komisyonu'nda ifade vermiş.
İstihbarat Raporu'nda, aynen şu ifade yer alıyor: "Alparslan Türkeş, tutuklu olarak GATA ve Mevki Hastanesi'nde yatarken kendisi ile Metin Denli ile birlikte ilgilendikleri, gereken sosyal yardımı yaptıkları..."
Ne var bunda? Kahramanyol tabip, Türkeş ise hastanede yatan bir hasta! Bir doktorun hastası ile ilgilenmesinden daha doğal ne olabilir?
Buna rağmen, doktorun hastaya bakması "suç" olarak görülüyor! Üstelik, raporda yer alan bu ifadeler doğru da değil.
Kahramanyol, "Bırakın ilgilenmeyi, o dönemde Türkeş Bey'le karşı karşıya bile gelmedik" diyor.
Peki şu suçlamaya ne denir?..
Raporda, Kahramanyol'un, "karısını ihmal ettiği" ifadeleri bile yer alıyor. Sanki, evin içinde 24 saat nöbet tutuyorlarmış gibi! Ayrıca öyle bile olsa kime ne?
Bir başka suçlama ise, Kahramanyol'un "Görev yaptığı bölüme bilimsel katkıda bulunmaması!"
Oysa Kahramanyol, o dönem itibariyle GATA'ya bilimsel katkıda bulunan belki de tek asker. Yeni bir cerrahi metot buldu. Adını "Gülhane Mastoidektomisi" koydu. İki makale halinde yurt dışında yayınladı. Yabancıların yazdığı iki kitapta O'nun adından bahsedildi. ABD'nin Johns Hopkins Üniversitesi, Walter Reed Hastanesi, NATO Tıp Merkezi ve Anwers Üniversitesi'nden takdirnameler aldı.
Şimdi gelelim en önemli suçlamaya...
28 Şubat'çıların zorlaması ile hazırlanan o raporda, "villasının doğalgaza dönüşümü sebebiyle çıkan fuel-oil kazanının camiye hibe edildiği" ve "eski karısının tesettürlü olduğu" iddiaları da yer alıyor.
Oysa, Kahramanyol'un eski eşi hiçbir zaman tesettürlü olmadı. Ayrıca, bir insanın eşinin tesettürlü olması da suç değil.
Kahramanyol, 28 Şubat döneminde pek çok "milliyetçi" subayla birlikte işte böylesine garip bir "istihbarat raporu" dayanak yapılarak Ordu'dan atıldı!

***
Aradan yıllar geçti... Bu istihbarat raporunu hazırlayan Tümgeneral Fahrettin Alparslan emekli oldu. Ordu'dan atılmasına yol açtığı Mustafa Kahramanyol'u muayenehanesine davet etti ve ağlayarak özür diledi. Dönemin Genelkurmay İstihbarat Başkanı Org. Çetin Saner ve Genelkurmay İkinci Başkanı Org. Çevik Bir'in kendisine bu ifadeleri zorla yazdırdıklarını söyledi.
Benzeri başka raporların da altına imza atan Alparslan, bu görüşmenin ardından muhtemelen duyduğu vicdan azabı yüzünden intihar etti. O dönemde, TSK içinde Yunan generallerin bile yapmayacağı bir iftira, itibarsızlaştırma ve yok etme operasyonu gerçekleştirildi. Ödüllendirilmesi ve madalya takılması gereken isimler, peş peşe Ordu'dan
atıldı. Belgeleri yavaş yavaş ortaya çıkıyor.