ODTÜ'deki şiddet olaylarının ardından üniversiteler ayakta. Yirmi civarında üniversite, Göktürk 2 uydusunun fırlatılması sırasında yaşanan şiddet olaylarını kınadı.
Hacettepe Üniversitesi Rektörü Prof. Murat Tuncer gibi bazı isimler bizzat açıklama yaparak tepki gösterdi. THK Havacılık ve Uzay Üniversitesi Rektörü Ünsan Ban, son derece ağır konuştu:
- ODTÜ'de sergilenen ideolojik bağnazlık ve millet karşıtlığıdır.
Olayları çıkaranlar, diğer öğrenciler için birer utanç timsalidir...
ODTÜ yönetimi ise suskun...
Önce, şiddet gösteren öğrencilere sahip çıkar gibi oldu. Tepkiler artınca da sessizliğe büründü. Çünkü, üzerinde ciddi bir mahalle baskısı var. Güneydoğu'da, PKK'nın vatandaş üzerindeki baskısı neyse, ODTÜ'de de aşırı solun baskısı o!
* * *
Bu baskı öyle bir baskı ki... Yıllardır devam ediyor... Üstelik, direnmek ve kurtulmak oldukça zor!
Şimdi biraz geçmişe doğru gidelim...
Prof Tarık Somer, dünya çapında bir bilim adamıydı. Kimya alanında ilk 10'un içine giriyordu. ODTÜ'ye rektör olarak atandı.
İstemediler, ayağa kalktılar. Arkasındaki siyasi desteğe rağmen direnemedi ve gitti.
Yerine Hasan Tan geldi. Yine üniversite karıştırıldı. O da fazla dayanamadı ve ayrılmak zorunda kaldı.
1980 öncesi MC Hükümeti döneminde ODTÜ'ye rektör bulunamadı. Terörist solun ağır baskısı yüzünden, Atilla Özmen rektörlüğe vekaleten atanmak zorunda kalındı.
Ardından hükümet değişti, Ecevit Başbakanlığa geldi. Yaptığı ilk icraatlardan biri Atilla Özmen'in yerine ODTÜ Rektörlüğü'ne Nuri Sayral'ı getirmek oldu.
Yardımcılığına da Mehmet Kıcıman atandı.
ODTÜ'deki mahalle baskısı Ecevit'in üzerinde hayli etkili oldu.
* * *
ODTÜ'deki bu büyük baskıya bir dönem sadece işçiler başkaldırdı...
1976 yılında Milliyetçi Cephe Hükümeti sırasında ODTÜ'de büyük bir yatırım seferberliği başladı.
Yeni yurtlar, yeni bölümler açıldı.
Bu büyüme ile birlikte üniversiteye 500 civarında yeni işçi alındı.
ODTÜ savaş meydanına döndü. İşçilere sistemli ve büyük saldırılar yapıldı.
Remzi Kütükçü, Muhittin Canlıer ve Hasan Hüseyin Sanlı isimli mühendisler, Bahçelievler 7. Cadde'nin girişinde kurşuna dizildi. Ramazan Turhan isimli gencecik gariban bir işçi, Samanpazarı'nda öldürüldü.
Rektörlük binası kurşunlandı. İşçilerin çalıştıkları mekanlara yerleştirilen bombalar, patlamadan ele geçirildi.
İlginçtir, o dönemde ODTÜ'de 11.000 öğrenciye karşılık, 1.500 akademik personel vardı. Büyük bir bölümü de üniversitedeki sol gruplarla kol kolaydı.
Nihayet akılların almayacağı bir olay gerçekleşti. Sol grupların baskısı sonucu üniversite yönetimi işçi sendikasına bir teklifte bulundu:
- İşçiler okula gelmesinler, ama aylıklarını verelim.
500'e yakın işçi, tam bir yıl boyunca işe gitmediği halde bankadan aylığını tıkır tıkır aldı. Türkiye'nin meteliğe kurşun attığı o yokluk günlerinde, Başbakan Ecevit ve Hükümet bu garabete seyirci kaldı.
ODTÜ Rektörü Nuri Saryal, Büyük Ankara Oteli'nde Sendika Temsilcileri ile toplantılar yaptı. Aşırı solun boy hedefi haline gelen 500'e yakın ODTÜ işçisi, sadece onlar istediği için tazminatları verilerek işten çıkarıldı.
ODTÜ'de geçmişte işte böylesine bir yapı vardı.
1980 öncesi MİT Komünist Masası Şefi Abdulkadir Visali Günaydın, bu baskıyı kırmak ve ODTÜ'yü terörden temizlemek için devlet tarafından özel görevlendirildi. Elindeki devlet gücüne rağmen Oda başarılı olamadı.
* * *
Son olaylar gösterdi ki, ODTÜ'de bugün de belli çevreler tarafından aynı yapı sürdürülmeye çalışılıyor. Geçmişe dönme hayalleri kuruluyor.
Ama Türkiye, o eski Türkiye değil!
Bu ülke çok acılar yaşadı, sonucunda da önemli tecrübeler kazandı.
İşte bu yüzden ODTÜ'de canlandırılmaya çalışılan terör ve şiddete en büyük tepki, yine üniversitelerden geliyor!