Heybedeki turplar çok büyük… Silivri Cezaevi CHP'li başkanların yurdu oldu… Yenileri de oraya konulacak.
Hırsız takımı vatan millet nutku atmasın boşuna.
İstanbul'dakilerin altısı da yolsuzluk ve rüşvetten oradadır.
"Deniz Gezmiş" ayağına yatmaları numaradır.
İddianameler yazıldığında bakalım meydanlarda yine "yiğidim aslanım burda yatıyor" türküsünü söyleyebilecekler mi?
Hırsızın ve arsızın yiğidi olmaz!
Ekrem Efendi hak ettiği yere konmuştur nokta.
Kodese girenler yargının siyasallaşmasından değil yine CHP'lilerin ihbarıyla rüşvet, yolsuzluk ve ihaleye fesat karıştırmaktan tutuklandı.
Ekrem ve adamlarının milyarlarca lirayı nasıl cebe indirdiğini ve o paralarla neler aldıklarını belgelerden öğreniyoruz.
Fondaş Şaban da kemik yalamaya devam etmek için MASAK'a dil uzatıp duruyor.
**
Ekrem'in danışmanı Medya AŞ Yönetim Kurulu Başkanı Murat Ongun'da orada.
İnsan ne oldum delisi olmamalı, ne olacağım demeli… Ongun burnu havada geldiği yeri unutan biriydi..
Devlet onun da mallarına ve bankadaki parasına el koydu.
Meydanları dolduran gençlere soruyorum;
Ekrem'in maaşlı elemanı Murat Ongun 11 yıl öncebir tv kanalında muhabirdi… Bugün danışman olan Ongun gözaltına alındığı ev İstanbul sosyetesinin oturduğu Acarkent'te.
Kibir abidesi Murat Acarkent'teki villasında göz altına alındı.
Firar eden kameramanın da aynı yerde villası var.
Eyy sokağa dökülen gençlik siz bu haramileri savunurken, onların yaşamını da bilin istedim.
Acarkent'te bir villanın fiyatı 300 milyon lira.
Kiralamak istersen aylığı 300 milyon… Dünün muhabiri ile kameramanı buradan nasıl ev aldı?
Şimdi cevap verin yediler mi yemediler mi?
**
Şimdi de İstanbul'dan Adana ve Mersin'e dönelim… Cumhurbaşkanı Erdoğan "Büyük turplar henüz dökülmedi. Soruşturmalar derinleştikçe başı İstanbul'da olan ahtapotun kollarının nerelere uzandığı görülecektir" lafını boşuna etmedi yani.
Vahap Seçer ile Zeydan Karalar için geri sayım başladı.
İstanbul'da gazeteciler 'Kara Adama' soruyor;
"Belediye Başkanı olarak bir tedirginlik hissediyor musunuz?" şu cevaba bakın;
"Ben diyorum ki; Türkiye başka bir yere evriliyor. Ben Mustafa Kemal Atatürk'ün kurduğu rejim açısından endişe duyuyorum. Hiçbir belediye başkanı görevini suiistimal eden bir şey yapmaz. Hepimiz büyük bir sorumlulukla görev yapıyoruz. Bizim her şeyimiz açık, her şeyimiz sarih…" Bu sözlere söylenecek çok şey var da… Ben tek kelimeyle geçeyim;
"Yalancının…!" İstanbul Büyükşehir Belediyesi'nde Ekrem'in ve çevresinin parayı bulduğu adreslerden biri açık hava reklamları yani billboardlardı Zeydan Efendi.
Oğlun Mert'in, kankalarını kamu kaynaklarıyla nasıl zengin ettiğini yakında tüm Türkiye duyacak.
Ahtapotun kollarından biri sen biri de Vahap Seçer'dir.
İstanbul'da da billboardları ecrimisile sattılar.
Tıpkı senin s attığın gibi.
Her türlü filmi çevir sonra Gazi Mustafa Kemal'i yağma düzeninize kalkan yapın.
Yok öyle yağma!
Herkes işlediği suçun cezasını çekecek.
Kimine Silivri düşecek Kimine de Kürkçüler… Seni abilerin bile koruyamayacak.
Dün dünde kaldı Zeydan Efendi!
Adana'nın en zengin ailesi olmak da seni kurtaramayacak.
Bak gördün İstanbul'daki Ekrem kardeşinin, Murat Ongun'un tüyü bitmemiş yetim hakkıyla sahip oldukları mala mülke el koydu devlet.
Seni de böyle bir son bekliyor.
Geçenlerde yatağı yorganı hazırlayın demiştim.
Sıra size geliyor… İstanbul'da işleyen kanunlar Adana ve Mersin'de de işleyecek.
Bir şafak vakti kapın çalınırsa gelen ne sütçü ne da postacı olacak…